EDİTÖR'DEN

Çıplak Kral

Pek çoğumuz bu deyimin aslında böyle olmadığını biliriz.Doğrusu “kral çıplak”tır.
Kısaca hatırlayalım;Meşhur ve çok öğretici yanları olan bir çocuk masalıdır bu..
Eski zamanlarda kendine aşık bir kralın iki sahtekar tarafından dolandırılması üzerine kurulmuş bir öyküdür.Dolandırıcılar krala ona öyle bir kostüm hazırlayacaklarını vaad ederler ki;Aptallar bu giysiyi asla göremeyeceklerdir.Karşılığında ise hayli yüksek bir para talep ederler ve alırlar.

Bütün ülke bu olayı duyar ve kostümün Kral tarafından giyilip halkın huzurunda sergileneceği günü beklemeye koyulurlar.O gün gelir çatar, düzmece bir mizansenle kostümü giydiğini sanan ama aslında anadan üryan olan kral halkın huzuruna çıkar.

İnsanlar kralın çıplak olduğunu görürler görmesine ama göremeyenlerin “aptal”olduğu koşullaması herkeste bunu gizlemek yönünde bir davranış oluşmasına yol açmıştır.Herkes diğerine kostümün ne kadar göz alıcı,ışıltılı olduğunu fısıldamaktadır.

Sadece bir çocuk avazı çıktığı kadar bağırır; Kral çıplak,kral çıplak,kral çıplak…!

Müzik endüstrisinin içinde bulunduğu koşullara bu kadar uyan başka bir öykü varmıdır sanmıyorum ama bu öykü ya da masal pek çok yönüyle bizi anlatıyor.

Öyküde anlatılan “kral” biziz.Yani müzik endüstrisinin belli başlı aktörleri…

Kim bunlar?Yapımcılar,yorumcular,besteciler-söz yazarları ve hatta stüdyo müzisyenleri ve stüdyolar yani teknik taraf.Anlayacağınız üzere bir albümü yapıp son kullanıcıya sunmak için var olması gereken tüm unsurlar.yani biz.

Bizi kandıranlar kim?Önce kendimiz,yüksek egolarımız, biraz dalkavuklarımız biraz da medya.

Peki görünmeyen kostüm ne?Tabi ki şan şöhret ve para kısacası güç.

Aptal olduğu kanısına varılmasın diye var olmayan bir şeyi gördüğüne inanan ahali kim peki?O, hem yine biziz hem de olduğu günden güce tapmaya bayılan halkımız ya da potansiyel müzik alıcıları…

”Kral çıplak” diye bas bas bağıran çocuk ise tam olarak “hayatın gerçekleri”dir.

Albüm tirajlarının milyonluk sayılardan beş onbinlik sayılara düşmesinin gerçek hayattaki yansıması yukarıda sözünü ettiğim tüm sektör oyuncuları için maddi manevi bir travma olarak gözlemleniyor,bu doğru.

Küresel kriz konumuzla çok doğrudan ilgili değil zira müzik sektörü küresel krizden bir sene kadar önce çoktan inişe geçmişti.

İnternet üzerinden korsan download’ı tek başına suçlu göst,korsan download,ermek ise bana tozu halının altına süpürmek gibi geliyor.

Başta youtube olmak üzere pek çok internet sitesinin icraatlarını bıçak gibi kesebilen bir sistem gerçekten isterse korsan download’ı güçleştirebilir,zorlaştırabilir,nihayetinde durdurabilir.İş ki bundan bir çıkarı olsun.Bu, şu demektir.Eğer müzik endüstrisi Türkiye’de başından beri sağlıklı bir şekilde vergilendirilen,kuralları konulmuş, sosyal hakları oturmuş bir şekle sahip olsaydı sistem kendisine vergi olarak dönecek bu durumun yağmalanmasına asla izin vermezdi.Cezai yaptırımla,eğitimle vs.bu sorunu çözerdi.

Tabii sistemi işleten yapılanmanın birazda olsa estetik ve sanat kaygısı taşıması gerekir.O ayrı bir yazı konusu olarak yakında bu köşede yer alacak.

Tek başına sistemi yargılamak ta kolaycılık olur.Albümlerin milyonluk tiraj yaptığı dönemdeki yapımcılarımızdan bu dönemde de kreatif prodüksiyonlar beklemek hakkımız.
Ticari değeri olan beste ve şarkı sözlerine para vermekten kaçınarak yavan işler çıkarmak, bunu satamayıp giderek iyi şarkılara para veremeyecek hale gelmek ve sonuçta geçmişle övünmek pek kreatif yapımcılık sayılmaz onu belirtmeliyim.

Albümü bitir,telifleri öde,kapağı da yaptır,klibi de getir hatta yayın parası da getir demekte insanları salak yerine koymaktır ancaak kral ne güzel bir kostüm yaptırmış diyerek buna razı olan pek çok kişi de vardır.Bu da onların sorunudur.

Gerçi yapım katı digital download işlerindeki hisse bölüşümünü gayet verimli bir şekilde çözmüş durumdadır.1 YTL Satış bedeli olan digital bir şarkıdaki besteci-söz yazarı payı 11 kuruştur.25-30 kuruş vergilere gittiğinde 1 ytl satış bedeli olan şarkıda yapımcı payı yaklaşık 55-60 kuruş olmaktadır.

Demek ki muhterem besteci-söz yazarı meslektaşlarımızın meslek birliklerinin ilk genel kurullarında bu hisse bölüşümüne nasıl razı olduklarını sorgulamalarında bir fayda vardır.Ya da ömrünün sonuna kadar o koltuğa kazık kakmaya niyetli başkanlarının showunu izlemeye devam edebilirler.Arada dürüm verilir kola içilir.Kral ne güzel giyinmiş denilir.Aman bana ne aforoz olmayım filan denilir.Çıkınca da veryansın edilir.

Bir şarkı patlatayım hayatım kurtulsun diye yollara düşen gencecik arkadaşlarımıza gelince,çakma durumlara düşmemek,özgün ve farklı (ama sağlam)arayışlar içinde olmak,teori ve performans anlamında hep donanımlı yaşamak zaten sizi oralara götürür.Bu sektör kol kola yürür.Bir taraf aksadığında diğer tarafın da aksayacağını unutmamak gerekir.


Nereye geldik?Müzik endüstrisinin tüm oyuncuları önce kendi kapılarının önünü süpürerek beraberce ve dürüstçe çözüm aramak için bir araya gelmedikçe müzikteki kriz derinleşerek devam edecektir.

Fakat bu olamayacak bir şeydir.Ama iyi bir şeye vesile olacaktır.

Yakın süreçte hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.Maalesef pek çok eski stil yapım şirketi,özgün ruhu ve kalemi olmayan besteci-sözyazarı,özel bir tarzı olmayan yorumcular,teknolojiye ayak uyduramayan stüdyolar yerlerini yeni gelenlere bırakacaklardır.

O gün gelene kadar Kral çıplaktır,aç bilaçtır ve bunlar daha iyi günleridir.

 

EDİP EMRE /müzik yönetmeni/besteci

edipemre@bagimsizmuzik.com

 

 

 

Thursday, May 21, 2009